Karar Verme Güçlüğü Nedir? Kararsızlık Neden Olur? | Ankara Psikolog
Karar Verme Güçlüğü Nedir? Neden Sürekli Kararsız Kalıyorum?
“Doğru kararı veriyor muyum?”
“Ya sonradan pişman olursam?”
“Diğer seçeneği seçseydim daha mı iyi olurdu?”
“Biraz daha düşünmeliyim.”
Günlük yaşamımız küçük ve büyük kararlarla doludur. Ne giyeceğimizden hangi işi kabul edeceğimize, bir ilişkiyi sürdürüp sürdürmemekten taşınmaya kadar pek çok konuda seçim yapmak zorunda kalabiliriz.
Bazı kararlar üzerinde düşünmek son derece doğaldır. Özellikle hayatımız üzerinde önemli sonuçları olabilecek konularda seçenekleri değerlendirmek sağlıklı bir karar verme sürecinin parçasıdır.
Ancak karar verme süreci saatler, günler hatta aylar boyunca devam ediyor; kişi sürekli başkalarına danışıyor, verdiği kararı tekrar tekrar sorguluyor veya yanlış seçim yapma korkusu nedeniyle hiçbir seçeneği seçemiyorsa karar verme güçlüğü günlük yaşamı zorlaştırmaya başlayabilir.
Kararsızlık yalnızca “ne istediğini bilmemek” değildir.
Bazen kararın arkasında hata yapma korkusu, mükemmeliyetçilik, yoğun kaygı, belirsizliğe tahammül etmekte zorlanma, başkalarının onayına ihtiyaç duyma veya kişinin kendi ihtiyaçlarına güvenmekte zorlanması bulunabilir.
Bu yazıda karar verme güçlüğünün nedenlerini, kaygı ve mükemmeliyetçilikle ilişkisini, karar verirken yaşanan zihinsel döngüleri ve psikolojik destek sürecinde hangi konuların ele alınabileceğini ayrıntılı biçimde inceleyeceğiz.
Karar Verme Güçlüğü Nedir?
Karar verme güçlüğü, kişinin seçenekler arasında seçim yapmakta belirgin biçimde zorlanması veya bir seçim yaptıktan sonra kararından sürekli şüphe duyması şeklinde görülebilir.
Kararsızlık tek başına psikolojik bir bozukluk değildir.
Herkes zaman zaman karar vermekte zorlanabilir.
Önemli olan kararsızlığın ne kadar sık yaşandığı, kişiye ne kadar sıkıntı verdiği ve günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.
Örneğin kişi:
- Küçük kararlar için bile uzun süre düşünebilir.
- Sürekli artı ve eksi listeleri hazırlayabilir.
- Aynı konuyu birçok kişiye sorabilir.
- İnternette saatlerce araştırma yapabilir.
- Karar verdikten sonra tekrar araştırmaya başlayabilir.
- Seçmediği alternatifleri sürekli düşünebilir.
- Yanlış karar verdiğini düşünerek yoğun pişmanlık yaşayabilir.
- Karar vermeyi mümkün olduğunca erteleyebilir.
Burada temel sorun bazen kararın kendisinden çok, kişinin yanlış karar verme ihtimaline karşı hissettiği yoğun rahatsızlıktır.
Neden Sürekli Kararsız Kalıyorum?
Kararsızlığın tek bir nedeni yoktur.
Aynı davranış farklı kişilerde farklı nedenlerle ortaya çıkabilir.
1. Yanlış Karar Verme Korkusu
Bazı kişiler karar verirken hataya çok az tolerans gösterebilir.
Zihin şöyle düşünebilir:
“Doğru seçeneği bulmalıyım.”
Ancak gerçek yaşamda birçok kararın tek bir kusursuz cevabı bulunmaz.
İki seçeneğin de avantajları ve dezavantajları olabilir.
Kişi buna rağmen yüzde yüz doğru seçimi bulmaya çalıştığında karar süreci giderek uzayabilir.
2. Mükemmeliyetçilik
Mükemmeliyetçilik yalnızca yapılan işin kusursuz olması gerektiğine inanmak değildir.
Karar verme sürecinde de ortaya çıkabilir.
Kişi:
“En doğru seçimi yapmalıyım.”
“Sonradan pişman olmamalıyım.”
“Yanlış seçim yaparsam bu benim hatam olur.”
şeklinde düşünebilir.
Bu durumda seçim yapmak bir tercih olmaktan çıkıp adeta sınava dönüşür.
Kararın sonucu kişinin kendi yeterliliğinin göstergesi gibi algılanabilir.
3. Belirsizliğe Tahammül Etmekte Zorlanmak
Hayattaki pek çok karar belirsizlik içerir.
Yeni bir işe geçtiğinizde orada mutlu olup olmayacağınızı kesin olarak bilemezsiniz.
Yeni bir ilişkiye başladığınızda ilişkinin geleceğini garanti edemezsiniz.
Başka bir şehre taşındığınızda hayatınızın tam olarak nasıl olacağını öngöremezsiniz.
Karar verebilmek belirli ölçüde belirsizliği kabul etmeyi gerektirir.
Belirsizlik kişide yoğun kaygı oluşturduğunda zihin daha fazla bilgi toplayarak kesinlik elde etmeye çalışabilir.
Ancak her yeni bilgi yeni sorular ortaya çıkarabilir.
Sonuçta araştırma arttıkça karar kolaylaşmak yerine daha da zorlaşabilir.
Karar Verme Güçlüğü ve Kaygı Arasındaki İlişki
Kaygı gelecekte olabilecek olumsuz ihtimallere odaklanabilir.
Karar verme sırasında kişi yalnızca seçenekleri değerlendirmek yerine her seçeneğin yaratabileceği kötü sonuçları düşünmeye başlayabilir.
Örneğin iş değiştirmeyi düşünen biri:
“Yeni işte başarısız olursam?”
“Eski işimi bıraktığıma pişman olursam?”
“Yeni ortamda insanlarla anlaşamazsam?”
“Beklediğim gibi çıkmazsa?”
gibi düşünceler yaşayabilir.
Bu soruların hiçbirinin kesin cevabı yoktur.
Kişi kesin cevap bulmaya çalıştıkça daha fazla düşünebilir.
Daha fazla düşündükçe yeni ihtimaller ortaya çıkabilir.
Böylece:
Belirsizlik → Kaygı → Daha fazla düşünme → Daha fazla ihtimal → Daha fazla kaygı → Karar verememe
döngüsü oluşabilir.
Fazla Düşünmek Daha İyi Karar Vermemizi Sağlar mı?
Her zaman değil.
Bir konu hakkında yeterli bilgi toplamak yararlıdır.
Ancak belirli bir noktadan sonra düşünmeye devam etmek yeni bilgi sağlamayabilir.
Kişi aynı bilgileri farklı biçimlerde tekrar değerlendirmeye başlayabilir.
Örneğin:
“Bu işi kabul etsem mi?”
“Bence kabul etmeliyim.”
“Ama ya pişman olursam?”
“Belki kabul etmemeliyim.”
“Ama bu fırsat bir daha gelmezse?”
şeklinde düşünceler tekrar edebilir.
Burada artık problem çözme değil, zihinsel tekrar söz konusu olabilir.
Problem çözmenin sonunda genellikle bir sonraki adım ortaya çıkar.
Aşırı düşünmede ise kişi aynı noktaya tekrar tekrar dönebilir.
Karar Verdikten Sonra Sürekli Pişman Olmak
Bazı kişiler karar vermeyi başarsa bile süreç sona ermez.
Bu kez:
“Doğru mu yaptım?”
sorusu başlayabilir.
Kişi seçmediği alternatifin olumlu yönlerine odaklanabilir.
Seçtiği alternatifin ise olumsuz yönlerini daha fazla fark edebilir.
Örneğin iki iş arasında seçim yapan biri yeni işe başladıktan sonra eski işinin avantajlarını hatırlamaya başlayabilir.
Bu durum verilen kararın mutlaka yanlış olduğunu göstermez.
İnsan zihni kaybettiği alternatifleri idealize edebilir.
Her seçim aynı zamanda diğer seçeneklerden vazgeçmeyi içerir.
Sağlıklı karar verme, seçilmeyen alternatifin hiçbir avantajı olmadığını düşünmek değil; yapılan seçimin artıları ve eksileriyle birlikte kabul edilebilmesini gerektirir.
Sürekli Başkalarına Danışmak
Karar verirken güvendiğimiz insanlardan fikir almak doğaldır.
Ancak kişinin kendi kararını verebilmesi için sürekli başkalarının onayına ihtiyaç duyması farklı bir döngü oluşturabilir.
Kişi:
“Sen olsan ne yapardın?”
“Sence doğru mu yaptım?”
“Gerçekten bunu seçmeli miyim?”
diye tekrar tekrar sorabilir.
Bir kişi “evet” dediğinde kısa süreli rahatlayabilir.
Ardından başka bir ihtimal aklına gelir ve yeniden güvence aramaya başlayabilir.
Böylece kişi farkında olmadan kendi değerlendirmesine güvenmek yerine dışarıdan gelen güvenceye bağımlı hâle gelebilir.
Karar Verememe ve Onaylanma İhtiyacı
Bazı kararlarda kişinin asıl korkusu seçimin sonucu değil, başkalarının bu seçim hakkındaki düşüncesidir.
“Annem ne der?”
“Arkadaşlarım yanlış yaptığımı düşünür mü?”
“Partnerim buna kızar mı?”
“İnsanlar beni başarısız bulur mu?”
Bu durumda kişi kendi ihtiyaçlarıyla çevresindeki insanların beklentileri arasında kalabilir.
Karar verirken şu iki soruyu birbirinden ayırmak yararlı olabilir:
Ben ne istiyorum?
ve
Başkalarının benden ne yapmamı beklediğini düşünüyorum?
Bu iki sorunun cevabı her zaman aynı olmayabilir.
Küçük Kararlarda Bile Neden Zorlanıyorum?
Kararsızlık yalnızca evlilik, iş değiştirme veya taşınma gibi büyük yaşam kararlarında görülmez.
Bazı kişiler:
- Ne giyeceğine,
- Ne yiyeceğine,
- Hangi ürünü satın alacağına,
- Hangi filmi izleyeceğine,
- Hangi mesajı göndereceğine
karar verirken bile uzun süre düşünebilir.
Seçenek sayısı arttıkça karar verme zorlaşabilir.
Özellikle her seçeneğin en iyisini bulmaya çalışan kişiler küçük kararlara gereğinden fazla zihinsel enerji harcayabilir.
Bu da günün ilerleyen saatlerinde zihinsel yorgunluğu artırabilir.
İlişkilerde Kararsızlık
Karar verme güçlüğünün en yoğun yaşandığı alanlardan biri romantik ilişkiler olabilir.
Kişi:
“Onu gerçekten seviyor muyum?”
“Bu ilişki doğru ilişki mi?”
“Ayrılırsam pişman olur muyum?”
“Devam edersem zaman mı kaybederim?”
gibi soruları tekrar tekrar düşünebilir.
İlişki hakkında değerlendirme yapmak zaman zaman gereklidir.
Ancak kişinin kesinlik arayışı hiç bitmiyorsa hiçbir cevap yeterli gelmeyebilir.
İlişkiler matematik problemi değildir.
Bir ilişkinin geleceği hakkında yüzde yüz garanti elde etmek mümkün değildir.
Bununla birlikte şiddet, tehdit, baskı, kontrol veya istismar bulunan ilişkiler sıradan kararsızlık çerçevesinde değerlendirilmemelidir. Böyle durumlarda kişinin güvenliği önceliklidir.
İş ve Kariyer Kararlarında Kararsızlık
Kariyer kararları kişinin geleceğini etkilediği için kaygı yaratabilir.
“İşimden ayrılmalı mıyım?”
“Bu teklifi kabul etmeli miyim?”
“Meslek değiştirmek için geç mi?”
“Daha iyi bir fırsat çıkar mı?”
gibi sorular uzun süre düşünülebilir.
Burada önemli bir ayrım vardır:
Karar vermeden önce gerçekçi değerlendirme yapmak faydalıdır.
Ancak hiçbir risk içermeyen seçeneği aramak kişiyi çıkmaza sokabilir.
Çünkü kariyer kararlarının çoğunda belli miktarda bilinmezlik bulunur.
Karar Vermeyi Ertelemek
Bazen karar vermemek de bir karar hâline gelir.
Kişi yanlış seçim yapmaktan korktuğu için hiçbir şey yapmayabilir.
İş başvurusunu göndermez.
İlişkide konuşulması gereken konuyu açmaz.
Taşınma kararını sürekli erteler.
Bir eğitime başlamaz.
Kısa vadede karar vermemek kaygıyı azaltabilir.
Ancak uzun vadede kişinin yaşamındaki belirsizliği sürdürebilir.
Karar Verirken Kendimize Sorabileceğimiz Sorular
Karar verme sürecinde aşağıdaki sorular yararlı olabilir:
Bu karar gerçekten ne kadar önemli?
Her karar aynı ağırlığa sahip değildir.
Akşam ne yiyeceğiniz ile başka bir ülkeye taşınmak aynı miktarda düşünme gerektirmez.
Kararın önemine uygun miktarda zaman ayırmak zihinsel enerjiyi koruyabilir.
Yeterli bilgiye sahip miyim?
“Bütün bilgilere sahip miyim?” yerine “Karar verebilmek için yeterli bilgiye sahip miyim?” sorusu daha gerçekçi olabilir.
Çünkü gelecekle ilgili bütün bilgileri toplamak mümkün değildir.
En kötü ihtimal gerçekleşirse ne yapabilirim?
Kaygı çoğu zaman kötü ihtimalin gerçekleşmesini kesin bir felaket gibi gösterebilir.
Bunun yerine:
“Bu gerçekleşirse nasıl başa çıkabilirim?”
sorusu kişinin kendi kaynaklarını da değerlendirmesini sağlar.
Bu karar geri döndürülebilir mi?
Bazı kararlar değiştirilebilir.
Bazıları ise daha kalıcı sonuçlar doğurabilir.
Geri döndürülebilir bir karara geri döndürülemez bir karar kadar zihinsel enerji ayırmak gereksiz yük oluşturabilir.
Kendi değerlerim ne söylüyor?
Karar yalnızca “Hangisi daha risksiz?” sorusuyla verilmek zorunda değildir.
“Benim için gerçekten önemli olan ne?”
sorusu da değerlendirmeye katılabilir.
Karar Vermeyi Kolaylaştırabilecek Yöntemler
Seçenekleri Sınırlandırın
Çok fazla seçenek karar vermeyi zorlaştırabilir.
Öncelikle gerçekçi olmayan alternatifleri eleyerek seçenek sayısını azaltabilirsiniz.
Karar İçin Süre Belirleyin
Sonsuz düşünme süresine sahip olduğunuzda zihin sürekli yeni ihtimaller üretebilir.
Kararın önemine göre makul bir değerlendirme süresi belirlemek faydalı olabilir.
Yüzde Yüz Emin Olmayı Beklemeyin
Bazı kişiler ancak tamamen emin olduklarında karar verebileceklerini düşünür.
Ancak önemli yaşam kararlarında tam kesinlik çoğu zaman mümkün değildir.
Amaç sıfır belirsizlik değil, mevcut bilgilerle yeterince makul bir seçim yapabilmektir.
Küçük Kararlarda Pratik Yapın
Karar verme becerisi günlük yaşamda geliştirilebilir.
Küçük ve geri döndürülebilir kararlarda uzun değerlendirmeler yapmadan seçim yapmayı deneyebilirsiniz.
Karardan Sonra Sürekli Kontrol Etmeyin
Bir seçim yaptıktan sonra tekrar tekrar karşılaştırma yapmak kaygıyı sürdürebilir.
Kararınızı verdikten sonra belirli bir süre o karar doğrultusunda ilerlemeyi deneyebilirsiniz.
Kararsızlık Ne Zaman Psikolojik Destek Gerektirebilir?
Her kararsızlık için psikolojik destek gerekli değildir.
Ancak karar verme güçlüğü:
- Günlük yaşamınızı belirgin şekilde etkiliyorsa,
- Sürekli yoğun kaygıya neden oluyorsa,
- Önemli fırsatları kaçırmanıza yol açıyorsa,
- İlişkilerinizde sürekli sorun oluşturuyorsa,
- Saatlerce araştırma yapmanıza neden oluyorsa,
- Sürekli başkalarından güvence almanızı gerektiriyorsa,
- Karar verdikten sonra bile zihinsel olarak rahatlayamıyorsanız,
- İş veya eğitim yaşamınızı etkiliyorsa
bu durumun altında bulunan düşünce ve davranış örüntülerinin değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Psikolojik Görüşmelerde Karar Verme Güçlüğü Nasıl Ele Alınabilir?
Psikolojik destek sürecinde amaç danışana hangi kararı vermesi gerektiğini söylemek değildir.
Psikoloğun görevi kişi adına hayat kararı vermek değil, kişinin kendi karar verme sürecini daha iyi anlamasına yardımcı olmaktır.
Görüşmelerde:
- Yanlış yapma korkusu,
- Mükemmeliyetçi beklentiler,
- Belirsizliğe tahammülsüzlük,
- Aşırı düşünme,
- Onaylanma ihtiyacı,
- Güvence arama,
- Öz güven,
- Kişisel değerler,
- Kaçınma davranışları
gibi alanlar değerlendirilebilir.
Kişi böylece yalnızca önündeki tek bir kararı değil, hayatının farklı alanlarında tekrar eden karar verme biçimini anlamaya başlayabilir.
Ankara’da Karar Verme Güçlüğü İçin Psikolog Desteği
Karar verme güçlüğü yaşamınızda sürekli tekrar ediyor, küçük veya büyük seçimler yoğun kaygıya dönüşüyor ve verdiğiniz kararları tekrar tekrar sorguluyorsanız profesyonel psikolojik destek almayı değerlendirebilirsiniz.
Ankara Çankaya’da hizmet veren Cinnah Psikoloji, yetişkinlere yönelik psikolojik görüşme seçenekleri sunmaktadır.
Psikolog Ezgi Bektaş Ünlü ile gerçekleştirilen bireysel görüşmelerde kişinin karar verme sürecini etkileyen kaygı, mükemmeliyetçilik, aşırı düşünme, yoğun öz eleştiri, onaylanma ihtiyacı ve ilişki örüntüleri kişinin ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilebilir.
Amaç danışana “bunu seç” veya “bunu yapma” demek değildir.
Amaç kişinin kendi ihtiyaçlarını ve değerlerini daha açık fark edebilmesi, belirsizliği daha gerçekçi değerlendirebilmesi ve kararlarının sorumluluğunu daha dengeli biçimde üstlenebilmesine yönelik bir çalışma alanı oluşturmaktır.
Çankaya Psikolog Arayışında Nelere Dikkat Edilmeli?
Ankara veya Çankaya’da psikolog araştırırken uzmanın eğitimini, çalışma alanlarını, kullandığı yaklaşımı ve mesleki sınırlarını incelemek önemlidir.
Psikolojik destek kişiye hazır cevaplar verilen bir süreç değildir.
Danışan ve psikolog birlikte kişinin yaşadığı güçlüğü anlamaya ve kişinin kendi yaşamına uygun yeni beceriler geliştirmesine yönelik çalışır.
Karar Verme Güçlüğü Hakkında Sık Sorulan Sorular
Sürekli kararsız olmak psikolojik bir sorun mudur?
Kararsızlık tek başına psikiyatrik bir tanı değildir. Ancak yoğun kararsızlık kaygı, mükemmeliyetçilik, aşırı düşünme veya başka psikolojik güçlüklerle birlikte görülebilir.
Neden karar verdikten sonra pişman oluyorum?
Kişi seçmediği alternatifin avantajlarına odaklanırken seçtiği seçeneğin dezavantajlarını daha fazla fark edebilir. Ayrıca yanlış seçim yapmaya yönelik yüksek hassasiyet karar sonrasında sürekli değerlendirmeye neden olabilir.
Kaygı karar vermeyi zorlaştırır mı?
Evet. Kaygı kişinin olumsuz ihtimallere daha fazla odaklanmasına ve kesinlik aramasına neden olabilir. Bu durum bazı kişilerde karar sürecini uzatabilir.
Mükemmeliyetçilik kararsızlığa neden olabilir mi?
Mükemmeliyetçi beklentiler kişinin yalnızca iyi bir seçim yapmak yerine kusursuz seçimi bulmaya çalışmasına neden olabilir. Kusursuz seçimin mümkün olmadığı durumlarda karar vermek zorlaşabilir.
Başkalarına danışmak yanlış mı?
Hayır. Güvendiğimiz insanlardan görüş almak normaldir. Ancak kişi kendi kararına güvenebilmek için sürekli başkalarından güvence almak zorunda hissediyorsa bu örüntünün değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Karar vermek için ne kadar düşünmeliyim?
Bunun tek bir cevabı yoktur. Kararın önemi, geri döndürülebilirliği ve sahip olduğunuz bilgi miktarı dikkate alınmalıdır. Küçük bir karar ile hayatınız üzerinde uzun süreli etkisi olacak bir karar aynı değerlendirme süresini gerektirmez.
Psikolog benim yerime karar verir mi?
Hayır. Psikolojik danışmanlığın amacı danışan adına yaşam kararları vermek değildir. Süreç kişinin kendi ihtiyaçlarını, değerlerini, korkularını ve karar verme örüntülerini daha iyi anlamasına yardımcı olmayı amaçlar.
Sonuç
Kararsızlık çoğu zaman kişinin ne istediğini bilmemesinden daha karmaşık olabilir.
Yanlış yapma korkusu, mükemmeliyetçilik, kaygı, belirsizliğe tahammül etmekte zorlanma ve başkalarının onayına ihtiyaç duyma karar verme sürecini uzatabilir.
Daha fazla düşünmek her zaman daha iyi karar anlamına gelmez.
Bazı durumlarda ihtiyaç duyulan şey daha fazla bilgi değil, belirli miktardaki belirsizliği kabul ederek harekete geçebilmektir.
Karar verme güçlüğü yaşamınızı, ilişkilerinizi veya iş hayatınızı belirgin biçimde etkiliyorsa psikolojik destek almayı değerlendirebilirsiniz.
Cinnah Psikoloji – Ankara / Çankaya
Psikolog Ezgi Bektaş Ünlü
Randevu ve psikolojik görüşme seçenekleri hakkında Cinnah Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı, tedavi veya kişiye özel psikolojik değerlendirme yerine geçmez.