Kendini Başkalarıyla Kıyaslamak Neden Olur? | Ankara Psikolog
Kendini Sürekli Başkalarıyla Kıyaslamak Neden Olur?
“Ben neden onun kadar başarılı değilim?”
“Herkes hayatını yoluna koymuş gibi görünüyor, ben neden geride kaldım?”
“Onun ilişkisi var, kariyeri iyi, sürekli geziyor. Ben ne yapıyorum?”
“Benim yaşımda bunları çoktan başarmış olmam gerekmez miydi?”
Bazen başka insanların yaşamlarına bakmak bize ilham verebilir. Bir arkadaşımızın başarısı bizi harekete geçirebilir, başka birinin deneyiminden yeni bir şey öğrenebiliriz.
Ancak karşılaştırma sürekli hâle geldiğinde durum değişebilir.
Kişi kendi hayatını değerlendirmek yerine sürekli başkalarının kariyerine, görünümüne, ilişkisine, maddi durumuna veya sosyal yaşamına bakmaya başlayabilir.
Özellikle sosyal medya sayesinde artık yalnızca yakın çevremizle değil, dünyanın farklı yerlerindeki binlerce insanla kendimizi karşılaştırabiliyoruz.
Birinin kariyer başarısını, diğerinin ilişkisini, başka birinin fiziksel görünümünü ve bir başkasının yaşam tarzını aynı anda görebiliyoruz.
Bunun sonucunda kişinin kendi yaşamı yetersiz görünmeye başlayabilir.
Bu yazıda kendini başkalarıyla kıyaslamanın nedenlerini, sosyal medyanın karşılaştırma üzerindeki etkisini, karşılaştırmanın öz değer ve psikolojik iyi oluşla ilişkisini ve daha dengeli bir bakış açısı geliştirmek için neler yapılabileceğini ele alacağız.
Kendini Başkalarıyla Kıyaslamak Normal mi?
Evet.
İnsanların kendilerini başkalarıyla karşılaştırması tek başına olağan dışı bir davranış değildir.
İnsan sosyal bir varlıktır ve kendi durumunu anlamak için çevresindeki insanları referans alabilir.
Örneğin yeni bir işe başlayan kişi:
“Benzer pozisyondaki insanlar ne kadar sürede adapte oluyor?”
diye düşünebilir.
Bir öğrenci kendi performansını sınıf arkadaşlarıyla karşılaştırabilir.
Bir kişi kendi yaş grubundaki insanların yaşam biçimlerini merak edebilir.
Sorun karşılaştırmanın varlığı değil, kişinin kendi değerini neredeyse tamamen bu karşılaştırmalar üzerinden belirlemeye başlamasıdır.
Sosyal Karşılaştırma Nedir?
Sosyal karşılaştırma, kişinin kendisini başkalarıyla değerlendirerek kendi özellikleri, başarıları veya yaşam koşulları hakkında fikir edinmeye çalışmasıdır.
Karşılaştırma bazen yukarıya doğru yapılabilir.
Kişi kendisinden daha başarılı, daha deneyimli veya belirli bir konuda daha avantajlı gördüğü biriyle kendisini karşılaştırabilir.
Bazen de kişi kendisinden daha dezavantajlı olduğunu düşündüğü insanlarla karşılaştırma yapabilir.
Her iki durumda da önemli olan karşılaştırmanın kişide hangi düşünce ve duyguları oluşturduğudur.
Başkasının başarısı:
“Demek ki mümkün, ben de bunun için çalışabilirim.”
düşüncesi oluşturuyorsa motive edici olabilir.
Ancak:
“O yaptıysa benim de yapmış olmam gerekirdi. Demek ki ben başarısızım.”
şeklinde yorumlanıyorsa öz eleştiriyi güçlendirebilir.
Neden Kendimi Sürekli Başkalarıyla Kıyaslıyorum?
Sürekli karşılaştırmanın tek bir nedeni yoktur.
Kişinin geçmiş deneyimleri, öz değer algısı, sosyal çevresi ve içinde bulunduğu yaşam dönemi bu davranışı etkileyebilir.
Öz Değerin Dışarıdaki Ölçütlere Bağlanması
Bazı kişiler kendilerini değerlendirirken ağırlıklı olarak dış göstergeleri kullanabilir.
Örneğin:
- Ne kadar kazanıyorum?
- Nasıl görünüyorum?
- Kaç arkadaşım var?
- İlişkim var mı?
- Hangi okuldan mezunum?
- Hangi pozisyonda çalışıyorum?
- İnsanlar beni başarılı buluyor mu?
Bu ölçütlerin tamamı yaşamın bir parçası olabilir.
Ancak kişinin değeri yalnızca bu sonuçlara bağlandığında her zaman kendisinden daha fazla şeye sahip birini bulması mümkündür.
Böylece karşılaştırmanın sonu gelmeyebilir.
Yetersizlik Duygusu
Kişinin kendisi hakkında zaten:
“Ben yeterince iyi değilim.”
şeklinde güçlü bir inancı varsa çevresindeki bilgileri bu düşünceyi doğrulayacak şekilde yorumlayabilir.
On kişinin başarısızlığını görmezken bir kişinin başarısını fark edebilir.
Ardından:
“Bak, herkes benden daha iyi.”
diye düşünebilir.
Bu durumda karşılaştırma yetersizlik duygusunun nedeni olduğu kadar sonucu da olabilir.
Onaylanma İhtiyacı
Kişi kendi değerini başkalarının değerlendirmesine bağlı hissediyorsa çevresindeki insanların kendisi hakkındaki düşüncelerini sürekli takip edebilir.
“Beni başarılı buluyorlar mı?”
“Beni güzel buluyorlar mı?”
“Benim hayatımı beğeniyorlar mı?”
gibi sorular önem kazanabilir.
Bu durumda kişi kendi isteklerinden çok başkalarının beklentilerine göre yaşamaya başlayabilir.
Mükemmeliyetçilik
Mükemmeliyetçilik karşılaştırmayı güçlendirebilir.
Kişi yalnızca iyi olmak istemez; yeterince iyi olduğundan emin olmak için başkalarından daha başarılı olması gerektiğini düşünebilir.
Bir alanda başarılı olsa bile kendisinden daha başarılı birini gördüğünde kendi başarısını küçümseyebilir.
Sosyal Medya Neden Karşılaştırmayı Artırabilir?
Sosyal medya karşılaştırmayı hayatımızın sürekli ulaşılabilir bir parçası hâline getirdi.
Telefonunuzu açtığınızda birkaç dakika içinde:
Bir arkadaşınızın tatilini,
bir başkasının düğününü,
birinin yeni işini,
başka birinin evini,
spor yapan birinin bedenini,
başarılı bir girişimcinin kariyerini
görebilirsiniz.
Buradaki önemli sorunlardan biri şudur:
Kendi hayatınızın tamamını başka insanların seçilmiş anlarıyla karşılaştırıyor olabilirsiniz.
Siz kendi hayatınızın:
- Kaygısını,
- Borçlarını,
- Tartışmalarını,
- Başarısızlıklarını,
- Yorgunluğunu,
- Sıradan günlerini
biliyorsunuz.
Ancak karşılaştırdığınız kişinin çoğunlukla paylaşmayı seçtiği bölümleri görüyorsunuz.
Bu nedenle karşılaştırmanın başlangıç noktaları eşit değildir.
“Herkes Benden Daha İyi Yaşıyor” Düşüncesi
Sosyal medyada çok sayıda olumlu yaşam görüntüsüne maruz kalmak kişinin çevresindeki herkesin sürekli mutlu ve başarılı olduğu izlenimini yaratabilir.
Ancak insanlar genellikle:
“Bugün sıradan bir gündü.”
diye paylaşım yapmaz.
Güzel bir yemek, tatil, başarı, kutlama veya özel bir an paylaşılmaya daha uygundur.
Bu durum sosyal medyadaki yaşamın gerçek olmadığı anlamına gelmez.
Ancak gördüğümüz görüntünün hayatın tamamını temsil etmediğini hatırlamak önemlidir.
Yaş Karşılaştırması: “Bu Yaşta Bunları Yapmış Olmalıydım”
Karşılaştırmanın en yaygın biçimlerinden biri yaş üzerinden yapılan karşılaştırmadır.
“30 yaşındayım, evlenmiş olmam gerekirdi.”
“35 yaşındayım, evim olmalıydı.”
“40 yaşındayım, kariyerimde daha ileride olmalıydım.”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Bu düşüncelerde genellikle görünmez bir yaşam takvimi vardır.
Kişi belli yaşlarda belli hedeflere ulaşması gerektiğini varsayar.
Ancak insanların:
- Ekonomik koşulları,
- Aile geçmişleri,
- Eğitim fırsatları,
- Sağlık koşulları,
- Sorumlulukları,
- Öncelikleri,
- Yaşam hedefleri
aynı değildir.
Dolayısıyla iki kişinin yalnızca yaşlarını karşılaştırarak yaşamlarının aynı noktada olması gerektiğini varsaymak gerçekçi olmayabilir.
Kariyerde Kendini Başkalarıyla Kıyaslamak
İş hayatı karşılaştırmanın yoğun yaşandığı alanlardan biridir.
Özellikle LinkedIn ve diğer sosyal platformlarda insanlar terfilerini, yeni işlerini, projelerini ve başarılarını paylaşabilir.
Kişi bunları gördüğünde:
“Ben neden hâlâ aynı yerdeyim?”
diye düşünebilir.
Ancak kariyer gelişimi doğrusal değildir.
Bazı kişiler erken yaşta hızlı ilerlerken daha sonra yön değiştirebilir.
Bazıları kariyerini daha geç keşfedebilir.
Bazıları için yüksek pozisyon önemliyken başka biri için esnek çalışma veya yaşam dengesi daha önemli olabilir.
Buradaki temel soru:
“Diğerlerinden daha ileride miyim?”
yerine:
“Benim için anlamlı olan kariyer nasıl bir kariyer?”
olabilir.
İlişkilerde Karşılaştırma
“Onların ilişkisi ne kadar güzel.”
“Partneri ona sürekli sürpriz yapıyor.”
“Biz neden böyle değiliz?”
Sosyal medyada çiftlerin mutlu anlarını görmek kişinin kendi ilişkisini sorgulamasına neden olabilir.
Ancak bir ilişkinin kalitesi birkaç fotoğraftan değerlendirilemez.
Her ilişkinin iletişim biçimi, ihtiyaçları ve sorunları farklıdır.
Başka bir çiftin ilişkisini ideal ölçüt olarak kullanmak kişinin kendi ilişkisindeki olumlu alanları görmesini zorlaştırabilir.
Fiziksel Görünüm ve Beden Karşılaştırması
Fiziksel görünüm sosyal karşılaştırmanın güçlü olduğu alanlardan biridir.
Sosyal medyada fotoğraflar:
- Işık,
- Poz,
- Kamera açısı,
- Filtre,
- Düzenleme,
- Seçilmiş kareler
gibi birçok etkenden geçebilir.
Buna rağmen kişi gördüğü görüntüyü kendi gündelik görünümüyle karşılaştırabilir.
Bu durum beden memnuniyetsizliğini artırabilir.
Kişi aynaya baktığında artık kendi bedenine değil, sosyal medyada gördüğü standartlara göre değerlendirdiği bir bedene bakabilir.
Maddi Durum ve Yaşam Tarzı Karşılaştırması
Evler, arabalar, tatiller, restoranlar ve pahalı ürünler sosyal medyada oldukça görünürdür.
Ancak görüntü kişinin finansal durumunun tamamını göstermez.
Bir kişinin:
- Gelirini,
- Borcunu,
- Aile desteğini,
- Birikimini,
- Harcama tercihlerini
bilmiyor olabilirsiniz.
Dolayısıyla yalnızca tüketim görüntülerine bakarak kendi ekonomik durumunuzu değerlendirmek yanıltıcı olabilir.
Karşılaştırma Öz Güveni Nasıl Etkileyebilir?
Kişi sürekli kendisinden daha başarılı gördüğü insanlara odaklandığında kendi başarıları görünmez hâle gelebilir.
Örneğin kişi iyi bir kariyere sahip olabilir.
Ancak daha yüksek pozisyondaki arkadaşına bakarak:
“Ben hiçbir şey başaramadım.”
diyebilir.
Burada sorun başarı bulunmaması değil, kişinin başarı ölçütünün sürekli değişmesidir.
Bir hedefe ulaştığında yeni bir kişiyle karşılaştırma yapılır.
Sonuçta “yeterli olma” noktası sürekli uzaklaşır.
Karşılaştırma ve Kıskançlık
Kıskançlık veya imrenme rahatsız edici duygular olabilir.
Ancak bu duygular bazen kişinin ihtiyaçları hakkında bilgi verebilir.
Örneğin arkadaşınızın yaptığı seyahatleri kıskanıyorsanız belki daha fazla keşif ve özgürlük istiyorsunuzdur.
Birinin kariyer başarısı sizi rahatsız ediyorsa kendi kariyerinizde ilerleme ihtiyacınız olabilir.
Bu durumda:
“Bu duyguyu hissetmemeliyim.”
yerine:
“Bu duygu bana neyin önemli olduğunu söylüyor?”
sorusu daha işlevsel olabilir.
Kendini Başkalarıyla Kıyaslamanın Belirtileri
Sürekli karşılaştırma yaşayan kişilerde şu davranışlar görülebilir:
- Sosyal medyadan sonra kendini kötü hissetmek,
- Başkalarının başarılarını görünce kendi başarısını küçümsemek,
- Sürekli insanların gelirini veya kariyerini merak etmek,
- Kendi görünümünü başkalarıyla karşılaştırmak,
- Yaşıtlarının hayatlarını takip etmek,
- Başkalarının ilişkilerini idealize etmek,
- Başarılarından kısa süre sonra yeniden yetersiz hissetmek,
- Kendini kanıtlama ihtiyacı hissetmek,
- İnsanların onayına aşırı önem vermek,
- Kendi hedeflerinden çok çevresinin hedeflerine odaklanmak.
Bu davranışların zaman zaman ortaya çıkması tek başına psikolojik bir sorun bulunduğunu göstermez.
Önemli olan ne kadar yoğun oldukları ve kişinin yaşamını nasıl etkiledikleridir.
Kendimi Başkalarıyla Kıyaslamayı Nasıl Azaltabilirim?
Amaç hiçbir zaman karşılaştırma yapmamak değildir.
Bu gerçekçi olmayabilir.
Ama karşılaştırmayla kurulan ilişki değiştirilebilir.
Karşılaştırmayı Fark Edin
İlk adım hangi durumlarda karşılaştırma yaptığınızı fark etmektir.
Örneğin:
“Instagram’a girdikten sonra mı?”
“Belirli arkadaşlarımla görüştükten sonra mı?”
“İş konusunda stresliyken mi?”
“Yalnız hissettiğimde mi?”
Tetikleyicileri fark etmek davranışın otomatikliğini azaltabilir.
Karşılaştırdığınız Alanı Belirleyin
“Ben yetersizim.”
çok genel bir düşüncedir.
Kendinize:
“Tam olarak hangi konuda kendimi karşılaştırıyorum?”
diye sorun.
Kariyer mi?
Para mı?
İlişki mi?
Görünüm mü?
Sosyal çevre mi?
Sorunu belirginleştirmek üzerinde çalışmayı kolaylaştırabilir.
Kendi Başlangıç Noktanızı Hatırlayın
Başka bir insanın bugünkü sonucuyla kendi bugünkü sonucunuzu karşılaştırmak hikâyenin tamamını göstermez.
Başlangıç koşullarınız aynı olmayabilir.
Kendi gelişiminizi değerlendirirken:
“Bir yıl önce neredeydim?”
sorusu bazen daha anlamlı bir karşılaştırma sunabilir.
Sosyal Medya Kullanımınızı Gözlemleyin
Sosyal medyayı tamamen bırakmak herkes için gerekli değildir.
Ancak hangi hesapların sizi nasıl etkilediğini gözlemleyebilirsiniz.
Belirli içerikler sürekli yetersizlik duygusu yaratıyorsa bu hesaplarla etkileşiminizi azaltmayı değerlendirebilirsiniz.
Başarı Tanımınızı Kendiniz Oluşturun
Başarı herkes için aynı olmak zorunda değildir.
Bir kişi için başarı yüksek gelir olabilir.
Bir başkası için ailesine zaman ayırmak.
Bir diğeri için yaratıcı bir işle uğraşmak.
Başkasının başarı tanımını kendi hayatınıza uyguladığınızda kendi değerleriniz görünmez hâle gelebilir.
Kendinize şu soruyu sorun:
“Kimse beni görmeyecek ve değerlendirmeyecek olsaydı nasıl bir hayat isterdim?”
Bu soru dış beklentiler ile kişisel değerleri ayırmaya yardımcı olabilir.
Kendinizle Karşılaştırmayı Deneyin
Başka insanlarla karşılaştırmayı tamamen durdurmak yerine karşılaştırmanın yönünü değiştirebilirsiniz.
“Arkadaşım benden ne kadar ileride?”
yerine:
“Ben geçen yılki hâlime göre hangi alanlarda geliştim?”
diye sorabilirsiniz.
Kendi ilerlemenizi fark etmek başarıyı daha gerçekçi değerlendirmeye yardımcı olabilir.
Minnettarlık Karşılaştırmayı Azaltır mı?
Minnettarlık çalışmaları kişinin yaşamındaki olumlu alanları fark etmesine yardımcı olabilir.
Ancak bu:
“Daha kötüsü var, şükret.”
anlamına gelmemelidir.
Kişinin yaşadığı güçlükleri küçümsemek yerine hem sorunları hem de mevcut kaynakları aynı anda görebilmek daha dengeli bir yaklaşımdır.
Ne Zaman Psikolojik Destek Alınabilir?
Kendinizi başkalarıyla kıyaslamak:
- Günlük ruh hâlinizi belirgin biçimde etkiliyorsa,
- Kendinizi sürekli yetersiz hissetmenize yol açıyorsa,
- Sosyal medyadan sonra yoğun mutsuzluk yaşıyorsanız,
- Başarılarınızı kabul etmekte zorlanıyorsanız,
- Bedeninizle ilişkinizi olumsuz etkiliyorsa,
- İlişkilerinizi sürekli sorgulamanıza neden oluyorsa,
- Kendinizi kanıtlamak için aşırı çalışıyorsanız,
- Başkalarının onayına yoğun ihtiyaç duyuyorsanız
bu karşılaştırma örüntüsünün altında bulunan düşünceleri değerlendirmek yararlı olabilir.
Psikolojik Görüşmelerde Sosyal Karşılaştırma Nasıl Ele Alınabilir?
Psikolojik görüşmelerde kişinin yalnızca karşılaştırma davranışını durdurması hedeflenmez.
Karşılaştırmayı sürdüren düşünce ve ihtiyaçların anlaşılması önemlidir.
Görüşmelerde:
- Öz değer algısı,
- Yetersizlik düşünceleri,
- Mükemmeliyetçilik,
- Sosyal medya kullanımı,
- Onaylanma ihtiyacı,
- Beden algısı,
- Kariyer beklentileri,
- Aileden öğrenilen başarı ölçütleri,
- Kişisel değerler,
- Yoğun öz eleştiri
gibi konular değerlendirilebilir.
Amaç kişiye “başkalarını önemseme” demek değildir.
Amaç kişinin kendi değerini yalnızca başka insanların yaşamları üzerinden değerlendirmek zorunda kalmadığı daha dengeli bir bakış açısı geliştirmesine yardımcı olmaktır.
Ankara’da Öz Değer ve Sosyal Karşılaştırma İçin Psikolog Desteği
Kendinizi sürekli başkalarıyla karşılaştırıyor, diğer insanların başarılarını gördüğünüzde kendi hayatınızı yetersiz buluyor veya sosyal medyada geçirdiğiniz zamanın ardından kendinizi daha kötü hissediyorsanız psikolojik destek almayı değerlendirebilirsiniz.
Ankara Çankaya’da hizmet veren Cinnah Psikoloji, yetişkinlere yönelik yüz yüze ve çevrim içi psikolojik görüşme seçenekleri sunmaktadır.
Psikolog Ezgi Bektaş Ünlü ile gerçekleştirilen görüşmelerde kişinin öz değer algısı, yetersizlik düşünceleri, sosyal karşılaştırma, mükemmeliyetçilik, yoğun öz eleştiri ve onaylanma ihtiyacı gibi alanlar kişinin ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilebilir.
Psikolojik görüşmenin amacı başka insanların başarılarını görmezden gelmek değildir.
Kişinin kendi değerlerini, ihtiyaçlarını ve yaşam hedeflerini daha net görebilmesine yardımcı olacak bir çalışma alanı oluşturmaktır.
Ankara Çankaya Psikolog Arayışında Nelere Dikkat Edilebilir?
Psikolog araştırırken uzmanın eğitimini, çalışma alanlarını, kullandığı yaklaşımı ve mesleki sınırlarını incelemek önemlidir.
Psikolojik destek kişiye hazır yaşam reçeteleri verilen bir süreç değildir.
Danışanın yaşadığı güçlüğün özellikleri değerlendirilerek kişiye uygun hedefler belirlenebilir.
Sık Sorulan Sorular
Kendini başkalarıyla kıyaslamak normal midir?
Zaman zaman sosyal karşılaştırma yapmak yaygın bir insan davranışıdır. Önemli olan karşılaştırmanın kişinin öz değerini ve günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.
Sosyal medya özgüveni düşürür mü?
Sosyal medyanın etkisi kişiye, kullanım biçimine ve görülen içeriğe göre değişebilir. Özellikle yoğun ve yukarı yönlü karşılaştırma bazı kişilerde beden memnuniyetsizliği veya yetersizlik duygularıyla ilişkili olabilir.
Neden başkalarının başarısını görünce kendimi kötü hissediyorum?
Başka insanların başarısı kişinin kendi hedeflerini, karşılanmamış ihtiyaçlarını veya yetersizlik düşüncelerini tetikleyebilir. Bu duygu kişinin kötü biri olduğu anlamına gelmez.
Kıskançlık kötü bir duygu mudur?
Kıskançlık veya imrenme rahatsız edici olabilir ancak duygular ahlaki karakter ölçüsü değildir. Bu duygunun neyi işaret ettiğini anlamaya çalışmak daha yararlı olabilir.
Kendimi kıyaslamayı tamamen bırakabilir miyim?
Amaç mutlaka bütün karşılaştırmaları ortadan kaldırmak değildir. Karşılaştırmanın kişinin kendisini değersizleştirdiği otomatik bir döngü hâline gelmesini azaltmak daha gerçekçi olabilir.
Psikolog sosyal karşılaştırma konusunda yardımcı olabilir mi?
Psikolojik görüşmeler karşılaştırmanın altında bulunan yetersizlik düşüncelerini, öz değer algısını, mükemmeliyetçiliği ve onay ihtiyacını değerlendirmek için kullanılabilir.
Sonuç
Kendimizi başkalarıyla karşılaştırmak insan olmanın doğal bir parçasıdır.
Ancak karşılaştırma kişinin kendi değerini ölçmesinin temel yolu hâline geldiğinde yaşamdan alınan doyumu azaltabilir.
Özellikle sosyal medya başka insanların seçilmiş anlarını sürekli görünür hâle getirirken kendi hayatımızın bütün gerçekliğiyle bu görüntüleri karşılaştırmak adil olmayan bir değerlendirmeye dönüşebilir.
Başka birinin hayatını ölçüt almak yerine kişinin kendi değerlerini, ihtiyaçlarını ve gelişimini fark etmesi daha dengeli bir referans noktası sağlayabilir.
Kendinizi sürekli başkalarıyla kıyaslamak yoğun yetersizlik, kaygı veya mutsuzluk oluşturuyorsa profesyonel psikolojik destek almayı değerlendirebilirsiniz.
Cinnah Psikoloji – Ankara / Çankaya
Psikolog Ezgi Bektaş Ünlü
Randevu ve görüşme seçenekleri hakkında Cinnah Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve psikolojik değerlendirme, tanı veya kişiye özel tedavi yerine geçmez.