Çankaya Mahallesi Ebu Ziya Tevfik Sokak 19/1 Çankaya/Ankara
Salı - Pazar: 09.00 - 21.00 Pazartesi : Kapalı
+90 (312) 427 55 56
info@cinnahpsikolog.com

En Son Yazı

Sosyal Kaygı Nedir? Belirtileri ve Ankara Psikolog Desteği

Sosyal Kaygı (Sosyal Anksiyete) Nedir? Ankara’da Psikolog Desteği

Bir topluluğun önünde konuşmanız gerektiğinde kalbinizin hızla attığını, yeni insanlarla tanışırken ne söyleyeceğinizi bilemediğinizi veya başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğünü uzun süre kafanıza taktığınızı fark ediyor musunuz?

Bir toplantıda söz almak, telefonda konuşmak, yeni biriyle tanışmak, kalabalık bir ortama girmek, iş görüşmesine katılmak veya insanların önünde yemek yemek bazı kişiler için sıradan günlük deneyimlerken bazı kişilerde yoğun kaygıya neden olabilir.

Zaman zaman sosyal ortamlarda heyecanlanmak oldukça doğaldır. Ancak kişinin başkaları tarafından eleştirileceği, küçük düşeceği, yetersiz bulunacağı veya hata yapacağı düşüncesi günlük yaşamını sınırlandırmaya başladığında sosyal kaygının değerlendirilmesi gerekebilir.

Sosyal kaygı yalnızca “utangaç olmak” anlamına gelmez.

Kişi aslında insanlarla iletişim kurmak, yeni arkadaşlıklar geliştirmek, toplantılarda konuşmak veya sosyal etkinliklere katılmak isteyebilir. Buna rağmen yoğun kaygı nedeniyle bu durumlardan kaçınabilir.

Bu yazıda sosyal kaygının ne olduğu, belirtileri, günlük yaşam üzerindeki etkileri, sosyal kaygı ile utangaçlık arasındaki farklar, kaçınma davranışları ve psikolojik destek sürecinde ele alınabilecek konular ayrıntılı olarak incelenmektedir.

Sosyal Kaygı Nedir?

Sosyal kaygı; kişinin başkaları tarafından değerlendirilebileceği, izlenebileceği veya eleştirilebileceği sosyal durumlarda belirgin kaygı yaşamasıyla ilişkilidir.

Kaygının merkezinde çoğu zaman kişinin diğer insanların kendisi hakkında olumsuz düşüneceğine ilişkin korkuları bulunabilir.

Örneğin kişi:

“Ya saçma bir şey söylersem?”

“Ya sesim titrerse?”

“Ya heyecanlandığımı fark ederlerse?”

“Ya benim yetersiz olduğumu düşünürlerse?”

“Ya konuşacak bir şey bulamazsam?”

“Ya herkes bana bakarsa?”

“Ya rezil olursam?”

gibi düşünceler yaşayabilir.

Bu düşünceler ortaya çıktığında kişinin dikkati yaptığı konuşmadan uzaklaşıp kendi davranışlarına yönelebilir.

Nasıl göründüğünü, ses tonunu, yüz ifadesini veya karşısındaki kişinin tepkilerini sürekli kontrol etmeye başlayabilir.

Böylece sosyal ortam giderek daha yorucu hâle gelebilir.

Sosyal Kaygı ile Utangaçlık Aynı Şey midir?

Utangaçlık ve sosyal kaygı birbirine benzeyebilir ancak aynı kavramlar değildir.

Bir kişi yeni insanlarla tanışırken çekingen olabilir ancak kısa süre sonra ortama alışabilir.

Utangaç biri sosyal ortamlarda rahatsızlık hissetmesine rağmen günlük yaşamına devam edebilir.

Sosyal kaygıda ise korku ve kaçınma kişinin:

  • İş yaşamını,
  • Eğitim hayatını,
  • Arkadaşlıklarını,
  • Romantik ilişkilerini,
  • Sosyal aktivitelerini,
  • Kariyer fırsatlarını,
  • Kendine güvenini

belirgin biçimde etkileyebilir.

Önemli olan yalnızca kişinin ne kadar kaygılandığı değil, bu kaygının hayatını ne ölçüde sınırlandırdığıdır.

Sosyal Kaygının Belirtileri Nelerdir?

Sosyal kaygı herkeste aynı şekilde görülmez.

Bazı kişiler yalnızca topluluk önünde konuşurken yoğun kaygı yaşarken bazı kişiler birçok sosyal durumda zorlanabilir.

Belirtiler düşünsel, duygusal, davranışsal ve bedensel alanlarda ortaya çıkabilir.

Sosyal Kaygının Düşünsel Belirtileri

Sosyal kaygı yaşayan kişinin zihninden sıklıkla olumsuz değerlendirilme ihtimaliyle ilgili düşünceler geçebilir.

Örneğin:

  • İnsanların kendisini eleştireceğini düşünmek,
  • Söylediği şeylerin saçma bulunacağından korkmak,
  • Hata yapmayı felaket gibi değerlendirmek,
  • Başkalarının davranışlarını sürekli analiz etmek,
  • İnsanların kendisini sevmediğini düşünmek,
  • Küçük bir hatayı uzun süre zihinde tekrar etmek,
  • Sosyal bir etkinlik öncesinde olabilecek kötü senaryoları düşünmek,
  • Konuşma bittikten sonra söylediklerini tekrar tekrar değerlendirmek.

Özellikle son madde sosyal kaygının önemli döngülerinden biri olabilir.

Kişi bir sosyal görüşme bittikten sonra bile:

“Bunu neden söyledim?”

“Keşke öyle davranmasaydım.”

“Kesin benim hakkımda kötü düşündü.”

gibi düşüncelerle görüşmeyi tekrar tekrar zihninde yaşayabilir.

Sosyal Kaygının Bedensel Belirtileri

Kaygı yalnızca düşünceler üzerinden yaşanmaz.

Beden de algılanan tehdide tepki verebilir.

Sosyal ortamlarda bazı kişilerde:

  • Kalp atışında hızlanma,
  • Terleme,
  • Ellerde titreme,
  • Yüzde kızarma,
  • Ağız kuruluğu,
  • Mide rahatsızlığı,
  • Kaslarda gerginlik,
  • Sesin titremesi,
  • Nefesin hızlanması,
  • Baş dönmesi,
  • Zihnin boşalmış gibi hissedilmesi

gibi belirtiler görülebilir.

Kişi zaman zaman bu belirtilerin başkaları tarafından fark edilmesinden de korkabilir.

Örneğin yüzünün kızarmasından korkan biri yalnızca konuşmanın kendisinden değil, kızardığının fark edilmesinden de kaygılanabilir.

Böylece kaygı kendi kendisini besleyen bir döngüye dönüşebilir.

Sosyal Kaygı Hangi Durumlarda Ortaya Çıkabilir?

Sosyal kaygıyı tetikleyen durumlar kişiden kişiye değişebilir.

En sık zorlanılan durumlardan bazıları şunlardır:

Yeni İnsanlarla Tanışmak

Kişi yeni biriyle tanışırken kendisini nasıl tanıtacağını veya konuşmayı nasıl sürdüreceğini aşırı düşünebilir.

Doğal bir sohbet yerine sürekli kendisini değerlendirdiği için konuşmaya odaklanmak zorlaşabilir.

Topluluk Önünde Konuşmak

Sunum yapmak, toplantıda söz almak veya sınıfta konuşmak yoğun kaygıya neden olabilir.

Kişi çok iyi hazırlanmış olsa bile konuşma sırasında hata yapacağı düşüncesine odaklanabilir.

İş Görüşmeleri

İş görüşmeleri doğal olarak belli ölçüde heyecan yaratabilir.

Ancak sosyal kaygısı yoğun olan kişi görüşmeden günler önce:

“Kesin başarısız olacağım.”

“Ne söyleyeceğimi unutacağım.”

“Yetersiz olduğumu anlayacaklar.”

gibi düşünceler yaşayabilir.

Bu kaygı kişinin gerçek becerilerini göstermesini zorlaştırabilir.

Telefonda Konuşmak

Bazı kişiler yüz yüze iletişimden ziyade telefon görüşmelerinde zorlanabilir.

Telefon açmayı ertelemek, mesajla iletişim kurmayı tercih etmek veya bilinmeyen numaraları yanıtlamamak sosyal kaygıyla ilişkili davranışlardan biri olabilir.

Kalabalık Ortamlara Girmek

Düğünler, davetler, toplantılar, etkinlikler veya arkadaş buluşmaları bazı kişilerde yoğun kaygıya neden olabilir.

Kişi:

“Kiminle konuşacağım?”

“Tek başıma kalırsam ne olacak?”

“İnsanlar benim yalnız olduğumu fark ederse?”

gibi düşünceler yaşayabilir.

Sosyal Kaygıda Kaçınma Döngüsü

Sosyal kaygının devam etmesinde önemli faktörlerden biri kaçınma davranışıdır.

Örneğin kişi bir toplantıda konuşmaktan korkuyorsa söz almamayı tercih edebilir.

Toplantı sona erdiğinde rahatlar.

Bu rahatlama kısa vadede kişiye:

“Konuşmadım ve kötü bir şey olmadı.”

duygusunu verebilir.

Ancak kişinin zihni başka bir mesaj da öğrenebilir:

“Konuşmak gerçekten tehlikeliydi ve konuşmayarak kendimi korudum.”

Bir sonraki toplantıda kaygı tekrar ortaya çıkabilir.

Böylece şu döngü oluşabilir:

Kaygı → Kaçınma → Kısa süreli rahatlama → Korkunun güçlenmesi → Daha fazla kaçınma

Bu nedenle sosyal kaygıyla çalışırken yalnızca kişinin kaygısını azaltmak değil, kaygıyla ilişkili kaçınma davranışlarını anlamak da önemlidir.

Sosyal Kaygıda Güvenlik Davranışları

Sosyal kaygısı olan kişiler her zaman ortamdan tamamen kaçmayabilir.

Bazen sosyal ortama katılır ancak kendisini koruduğuna inandığı bazı davranışlar geliştirir.

Bunlara güvenlik davranışları denilebilir.

Örneğin:

  • Göz temasından kaçınmak,
  • Çok az konuşmak,
  • Sürekli telefonla ilgilenmek,
  • Önceden söyleyeceklerini ezberlemek,
  • Kalabalığın arkasında durmak,
  • Toplantılarda söz almamak,
  • İnsanların dikkatini çekmeyecek şekilde davranmaya çalışmak,
  • Yanında güvendiği biri olmadan etkinliğe gitmemek.

Bu davranışlar kısa vadede rahatlatıcı olabilir.

Ancak uzun vadede kişi sosyal durumlarla kendi becerileriyle başa çıkabildiğini deneyimlemekte zorlanabilir.

Sosyal Kaygı İş Hayatını Nasıl Etkileyebilir?

Sosyal kaygı yalnızca sosyal ilişkileri değil kariyer yaşamını da etkileyebilir.

Kişi işinde başarılı olmasına rağmen:

  • Toplantılarda konuşmayabilir,
  • Sunum yapmaktan kaçınabilir,
  • Yöneticiyle iletişim kurmakta zorlanabilir,
  • Yeni iş fırsatlarına başvurmayabilir,
  • Terfi gerektiren sorumluluklardan uzak durabilir,
  • Fikirlerini paylaşmayabilir,
  • Networking etkinliklerine katılmayabilir.

Bunun sonucunda kişinin gerçek yetenekleri görünür olmayabilir.

Burada sorun kişinin bilgisinin veya becerisinin yetersiz olması değil, değerlendirilme kaygısının davranışlarını sınırlandırması olabilir.

Sosyal Kaygı İlişkileri Nasıl Etkileyebilir?

Sosyal kaygının romantik ilişkiler ve arkadaşlıklar üzerinde de etkileri olabilir.

Yeni biriyle tanışmak kaygı yaratıyorsa kişi ilişki kurma fırsatlarından uzaklaşabilir.

Kişi karşısındaki insanın kendisini beğenmediğini varsayabilir.

Mesajına geç cevap verilmesini reddedilme şeklinde yorumlayabilir.

İlişki başladıktan sonra da:

“Beni gerçekten seviyor mu?”

“Yanlış bir şey söylersem benden uzaklaşır mı?”

gibi düşünceler ortaya çıkabilir.

Bu noktada sosyal kaygı, düşük öz değer, reddedilme hassasiyeti ve ilişki örüntülerinin birbirinden ayrılarak değerlendirilmesi önemlidir.

Sosyal Medya Sosyal Kaygıyı Etkiler mi?

Sosyal medya insanlara iletişim kurmak için önemli olanaklar sunarken sürekli karşılaştırmaya da neden olabilir.

Kişi başkalarının:

  • Sosyal çevresini,
  • Kariyerini,
  • İlişkilerini,
  • Görünümünü,
  • Tatillerini,
  • Başarılarını

kendi hayatıyla karşılaştırabilir.

Ancak sosyal medyada görülen içeriklerin çoğu insanların hayatlarının seçilmiş bölümleridir.

Kişi kendi günlük yaşamını başka insanların seçilmiş anlarıyla karşılaştırdığında yetersizlik düşünceleri güçlenebilir.

Sosyal medya ayrıca yüz yüze iletişimden kaçınmak için kullanılıyorsa sosyal kaygı döngüsünün bir parçası hâline gelebilir.

Sosyal Kaygı ve Özgüven Arasındaki İlişki

Sosyal kaygı ile öz güven sorunları birlikte görülebilir ancak bunlar aynı şey değildir.

Bir kişi işinde kendine oldukça güvenebilirken sosyal ilişkilerde yoğun kaygı yaşayabilir.

Başka bir kişi ise birçok alanda kendisini yetersiz değerlendirebilir.

Bu nedenle psikolojik görüşmelerde:

“Özgüvenim yok.”

gibi genel bir değerlendirme yerine kişinin tam olarak hangi durumlarda ve hangi düşünceler nedeniyle zorlandığını anlamak daha yararlıdır.

Sosyal Kaygıyla Başa Çıkmak İçin Neler Yapılabilir?

Sosyal kaygıyla başa çıkma süreci kişiden kişiye değişebilir.

Bununla birlikte bazı farkındalıklar yardımcı olabilir.

Kaygınızı Gözlemleyin

Hangi sosyal durumların sizi daha fazla kaygılandırdığını belirlemeye çalışın.

Örneğin:

  • Toplantılar mı?
  • Telefon görüşmeleri mi?
  • Yeni insanlarla tanışmak mı?
  • Kalabalık ortamlar mı?
  • Sunum yapmak mı?
  • İnsanların önünde yemek yemek mi?

Kaygının ne zaman ortaya çıktığını anlamak önemli bir başlangıçtır.

Düşüncelerinizi Gerçeklerden Ayırın

“Benim hakkımda kötü düşünüyor.”

bir gerçek değil, düşünce olabilir.

Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

“Bunun doğru olduğuna dair elimde hangi kanıt var?”

“Başka bir açıklama olabilir mi?”

“Bir arkadaşım aynı durumda olsaydı ona ne söylerdim?”

Küçük Adımlar Belirleyin

En zor sosyal durumla başlamanız gerekmez.

Örneğin yabancılarla konuşmak sizi çok kaygılandırıyorsa önce daha kolay durumlarla başlanabilir.

Amaç kaygının tamamen ortadan kalkmasını beklemek değil, kaygı varken de bazı davranışları gerçekleştirebilmeyi öğrenmektir.

Dikkatinizi Dışarıya Yönlendirin

Sosyal kaygı sırasında kişi bütün dikkatini kendisine verebilir.

“Nasıl görünüyorum?”

“Sesim titriyor mu?”

“Ne yapacağım?”

yerine konuştuğunuz kişinin söylediklerine odaklanmaya çalışmak yardımcı olabilir.

Sosyal Kaygıda Psikolojik Destek Nasıl Olabilir?

Psikolojik görüşmelerde sosyal kaygıyı sürdüren düşünce ve davranış örüntüleri değerlendirilebilir.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), sosyal kaygı konusunda araştırma desteği bulunan psikoterapi yaklaşımlarından biridir.

Görüşmelerde kişinin:

  • Olumsuz değerlendirilme korkusu,
  • Kaçınma davranışları,
  • Güvenlik davranışları,
  • Kendisine yönelik yüksek beklentileri,
  • Sosyal ortamlardaki otomatik düşünceleri,
  • Hata yapmaya ilişkin inançları,
  • Öz eleştirel iç konuşması

ele alınabilir.

Bazı yaklaşımlarda kişinin korktuğu sosyal durumlarla kademeli ve planlı biçimde karşılaşmasına yönelik çalışmalar da kullanılabilir.

Buradaki amaç kişiyi hazırlıksız şekilde en çok korktuğu durumun içine atmak değildir.

Süreç kişinin ihtiyaçları ve değerlendirmesi doğrultusunda planlanmalıdır.

Ne Zaman Psikolojik Destek Alınabilir?

Sosyal ortamlarda zaman zaman kaygı yaşamak tek başına psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez.

Ancak kaygı nedeniyle:

  • İnsanlardan uzaklaşıyorsanız,
  • İş fırsatlarını kaçırıyorsanız,
  • Okul veya iş yaşamınız etkileniyorsa,
  • Arkadaşlık kurmakta zorlanıyorsanız,
  • Sosyal etkinliklere katılmıyorsanız,
  • Telefon görüşmelerini sürekli erteliyorsanız,
  • Topluluk önünde konuşmaktan tamamen kaçınıyorsanız,
  • Kaygınızı azaltmak için yaşamınızı giderek daraltıyorsanız

profesyonel değerlendirme almayı düşünebilirsiniz.

Ankara’da Sosyal Kaygı İçin Psikolog Desteği

Ankara’da yaşayan ve sosyal ortamlarda yoğun kaygı yaşayan kişiler için psikolojik destek sürecinde yalnızca belirtilere değil, kişinin kaygısını sürdüren düşünce ve davranış döngülerine de bakılması önemlidir.

Cinnah Psikoloji, Ankara Çankaya’da psikolojik danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Sosyal kaygı yaşayan kişinin terapi sürecindeki ihtiyaçları kişiye özeldir.

Bir danışan özellikle iş görüşmelerinde zorlanırken başka biri romantik ilişkilerde, bir diğeri ise topluluk önünde konuşurken yoğun kaygı yaşayabilir.

Bu nedenle psikolojik görüşme sürecinin kişinin yaşam öyküsü, ihtiyaçları ve hedefleri doğrultusunda planlanması önemlidir.

Çankaya Sosyal Kaygı Psikolog Arayışında Nelere Dikkat Edilebilir?

Çankaya veya Ankara’da psikolog araştırırken yalnızca internette karşılaştığınız sıralamalara göre karar vermek yerine uzmanın eğitimini, çalışma alanlarını ve uyguladığı psikolojik yaklaşımı inceleyebilirsiniz.

Danışan ile psikolog arasındaki güvenli ve profesyonel ilişki de terapi sürecinin önemli bir parçasıdır.

İlk görüşmelerde ihtiyaçlarınızı, beklentilerinizi ve görüşmelerin nasıl ilerleyeceğini psikoloğunuzla konuşabilirsiniz.

Sosyal Kaygı Hakkında Sık Sorulan Sorular

Sosyal kaygı geçer mi?

Sosyal kaygı yönetilebilir bir durumdur. Uygun psikolojik değerlendirme ve kişiye uygun destek süreciyle kişinin kaygısını ve kaçınma davranışlarını yönetme becerileri geliştirilebilir.

Sosyal kaygı sadece utangaç insanlarda mı görülür?

Hayır. Sosyal kaygı ile utangaçlık aynı şey değildir. Dışarıdan sosyal ve iletişim becerileri güçlü görünen kişiler de belirli durumlarda yoğun değerlendirilme kaygısı yaşayabilir.

Sosyal kaygı neden olur?

Tek bir nedeni yoktur. Biyolojik yatkınlık, öğrenme deneyimleri, çevresel faktörler, kişinin kendisi ve başkaları hakkındaki inançları gibi çeşitli faktörler etkili olabilir.

Sosyal kaygı için terapi alınabilir mi?

Evet. Sosyal kaygı psikoterapide çalışılabilen konulardan biridir. Bilişsel Davranışçı Terapi sosyal kaygı konusunda bilimsel araştırmalarla desteklenen yaklaşımlardan biridir.

Sosyal kaygı ile panik atak aynı şey midir?

Hayır. Birbirlerinden farklıdır. Sosyal kaygıda korku özellikle kişinin değerlendirilebileceği sosyal durumlarla ilişkili olabilir. Bununla birlikte bazı kişiler sosyal ortamlarda yoğun fiziksel kaygı belirtileri yaşayabilir.

Sosyal kaygım olduğunu nasıl anlayabilirim?

İnternetteki bilgiler kişinin kendisini anlamasına yardımcı olabilir ancak tanı yerine geçmez. Kaygının ne kadar süredir devam ettiği, hangi durumlarda ortaya çıktığı ve yaşamınızı ne ölçüde etkilediği profesyonel değerlendirmede önemlidir.

Sonuç

Sosyal kaygı yalnızca utangaçlık değildir.

Kişinin başkaları tarafından olumsuz değerlendirileceği düşüncesi iş, eğitim, arkadaşlık ve ilişki yaşamını giderek sınırlandırabilir.

Kişi sosyal ortamlardan kaçındıkça kısa süreli rahatlama yaşayabilir ancak bu kaçınma uzun vadede korkunun devam etmesine katkıda bulunabilir.

İlk adım kişinin kendisini eleştirmesi değil, hangi durumların kaygıyı tetiklediğini ve bu durumlarda hangi düşünce ve davranışların ortaya çıktığını fark etmesidir.

Sosyal kaygı günlük yaşamınızı, ilişkilerinizi veya iş hayatınızı belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel psikolojik destek almayı değerlendirebilirsiniz.

Cinnah Psikoloji – Ankara / Çankaya

Randevu ve görüşme seçenekleri hakkında bilgi almak için Cinnah Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz.

Önemli Bilgilendirme: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Psikolojik değerlendirme, tanı veya kişiye özel tedavi önerisinin yerine geçmez.