Sahtekârlık Sendromu Nedir? Belirtileri ve Başa Çıkma Yolları
Sahtekârlık Sendromu Nedir? Belirtileri ve Başa Çıkma Yolları
Eğitiminizi tamamlamış, işinizde deneyim kazanmış ve çevrenizden olumlu geri bildirimler almış olabilirsiniz. Buna rağmen bulunduğunuz konumu gerçekten hak etmediğinizi veya insanların bir gün yeterince bilgili olmadığınızı fark edeceğini mi düşünüyorsunuz?
Başarılı bir çalışmanın ardından aldığınız övgüyü kendi becerilerinize değil şansa, doğru zamana veya başkalarının yardımına bağlıyor olabilirsiniz. Yaptığınız küçük bir hatayı ise aslında yetersiz olduğunuzun kanıtı olarak görebilirsiniz.
“Buraya tesadüfen geldim”, “Aslında düşündükleri kadar başarılı değilim”, “Bir gün gerçeği anlayacaklar” veya “Diğerleri ne yaptığını biliyor ama ben sadece rol yapıyorum” gibi düşünceler, sahtekârlık duygusuyla ilişkili olabilir.
Günlük dilde sahtekârlık sendromu olarak bilinen bu deneyim, kişinin başarısını içselleştirememesi ve yeterliliğini gösteren kanıtlara rağmen kendisini bir sahtekâr gibi hissetmesidir.
Kişi başarılarını şansa, tesadüfe, yoğun çalışmaya veya başkalarını yanıltabilme becerisine bağlayabilir. Yeni bir sorumluluk aldığında geçmişteki başarılarını hatırlamak yerine yetersizliğinin ortaya çıkacağından korkabilir.
Sahtekârlık duygusu yalnızca iş yaşamında görülmez. Üniversite, akademik kariyer, ebeveynlik, yaratıcı çalışmalar, sosyal ilişkiler ve yöneticilik gibi kişinin değerlendirildiğini düşündüğü birçok alanda ortaya çıkabilir.
Bu yazıda sahtekârlık sendromunun ne olduğunu, hangi belirtilerle görülebileceğini, mükemmeliyetçilik ve kaygıyla ilişkisini ve bu düşüncelerle başa çıkmak için neler yapılabileceğini inceleyeceğiz.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Psikolojik değerlendirme, tanı veya kişiye özel psikolojik destek yerine geçmez.
Sahtekârlık Sendromu Nedir?
Sahtekârlık sendromu, kişinin sahip olduğu başarıları ve yeterliliği kabul etmekte zorlanması; bulunduğu konumu aslında hak etmediğine ve bir gün yetersizliğinin anlaşılacağına inanmasıdır.
Kavramın İngilizce karşılığı “impostor syndrome” veya araştırmalarda daha sık kullanılan biçimiyle “impostor phenomenon”dur. Türkçede sahtekârlık fenomeni, sahtekârlık sendromu veya yetersizlik sendromu olarak adlandırılabilir.
Amerikan Psikoloji Birliği bu deneyimi, başarılı kişilerin elde ettikleri sonuçlara rağmen kendilerini bir sahtekâr gibi görmeleri ve sonunda yetersizliklerinin ortaya çıkacağına inanmaları şeklinde tanımlamaktadır.
Bu kişiler gerçekten başkalarını kandırıyor değildir. “Sahtekâr” kelimesi, kişinin kendisiyle ilgili hissettiği gerçeğe aykırılık duygusunu anlatır.
Örneğin önemli bir pozisyona getirilen kişi:
“Bu göreve benden daha uygun insanlar vardı. Beni seçenler mutlaka bir hata yaptı.”
diye düşünebilir.
Aynı kişi başarılı bir proje tamamladığında:
“Ekip çok iyiydi, benim önemli bir katkım olmadı.”
diyebilir.
Ancak proje istediği gibi gitmediğinde:
“İşte sonunda ne kadar yetersiz olduğum ortaya çıktı.”
şeklinde değerlendirme yapabilir.
Bu örüntüde başarılar dış faktörlere, hatalar ise kişinin değişmez yetersizliğine bağlanır.
Sahtekârlık Sendromu Gerçek Bir Hastalık mıdır?
Sahtekârlık sendromu resmî bir psikiyatrik tanı değildir. Amerikan Psikoloji Birliği uzmanları da “sendrom” kelimesinin tıbbi bir durum çağrıştırabildiğini, bu nedenle araştırma alanında “sahtekârlık fenomeni” ifadesinin daha uygun görülebildiğini belirtmektedir.
Bu deneyimi yaşayan herkeste psikolojik bir bozukluk bulunduğu söylenemez. İnsanlar yeni bir işe başladıklarında, önemli bir sorumluluk aldıklarında veya alışık olmadıkları bir ortamda bulunduklarında geçici olarak kendilerinden şüphe edebilirler.
Sorun, yetersizlik düşüncelerinin sürekli hâle gelmesi ve kişinin başarılarını, kararlarını veya yaşam kalitesini etkilemeye başlamasıdır.
Sahtekârlık duyguları bazı kişilerde kaygı, depresif belirtiler, düşük öz güven, tükenmişlik veya mükemmeliyetçi davranışlarla birlikte görülebilir. Ancak bu durumların değerlendirilmesi bir ruh sağlığı uzmanı tarafından yapılmalıdır.
Sahtekârlık Sendromunun Belirtileri Nelerdir?
Sahtekârlık duyguları her kişide aynı biçimde ortaya çıkmayabilir. Bazı kişiler yoğun biçimde çalışarak, bazıları ise başarısızlık ihtimali bulunan görevlerden kaçınarak başa çıkmaya çalışabilir.
Sık görülen belirtiler şunlardır:
- Başarıları şansa veya tesadüfe bağlamak
- Övgü ve iltifatları kabul etmekte zorlanmak
- İnsanların kendisini olduğundan daha yeterli gördüğünü düşünmek
- Bir gün yetersizliğinin ortaya çıkacağından korkmak
- Küçük bir hatayı büyük bir başarısızlık olarak değerlendirmek
- Sürekli başkalarıyla kendisini karşılaştırmak
- Yeni sorumluluklar karşısında yoğun kaygı yaşamak
- Bir göreve gereğinden fazla hazırlanmak
- Yaptığı iş hiçbir zaman yeterli değilmiş gibi hissetmek
- Yardım istemekten kaçınmak
- Bir şeyi bilmediğini söylemekte zorlanmak
- Başarıdan sonra rahatlamak yerine yeni başarısızlığı beklemek
- İşleri ertelemek
- Başarısızlık ihtimali bulunan fırsatlardan kaçınmak
- Yoğun öz eleştiri
- Dinlenirken suçluluk hissetmek
- Yetkin olduğu alanlarda bile kendisini deneyimsiz görmek
- Başkalarının kendisinden daha bilgili olduğunu düşünmek
- Olumlu geri bildirimleri küçümsemek
- Sürekli daha fazlasını kanıtlama ihtiyacı hissetmek
Bu belirtilerin birkaçını zaman zaman yaşamak sahtekârlık fenomeninin kesin olarak bulunduğu anlamına gelmez. Düşüncelerin sıklığı, yoğunluğu ve günlük yaşama etkisi önemlidir.
Sahtekârlık Döngüsü Nasıl Oluşur?
Sahtekârlık duyguları çoğunlukla bir görev, sınav, sunum, terfi veya değerlendirme süreciyle tetiklenir.
Örnek bir döngü şu şekilde ilerleyebilir:
- Kişiye önemli bir görev verilir.
- “Bu işi yapabilecek kadar iyi değilim” düşüncesi ortaya çıkar.
- Yetersizliğinin anlaşılacağından korkar.
- Aşırı hazırlık yapar veya görevi erteler.
- Yoğun baskı altında çalışarak görevi tamamlar.
- Başarılı olduğunda sonucu kendi becerisine bağlamaz.
- “Çok çalıştığım için oldu” veya “Şanslıydım” diye düşünür.
- Başarısız olursa bunu yetersizliğinin kanıtı sayar.
- Yeni görevde aynı korku tekrar ortaya çıkar.
Aşırı çalışma kısa vadede başarı sağlayabilir. Ancak kişi başarıyı yeteneğine değil aşırı çabasına bağladığı için “Yeterince zorlanmazsam başarısız olurum” inancı güçlenebilir.
Erteleme yaşayan kişi ise işi son anda yetiştirdiğinde “Aslında daha fazla zamanım olsaydı iyi yapabilirdim” diyerek yeterliliğini gerçekçi biçimde değerlendirmekten kaçınabilir.
Her iki durumda da kişinin başarıyı içselleştirmesi zorlaşır.
Başarılı İnsanlar Neden Kendilerini Yetersiz Hisseder?
Başarı ile kişinin kendisini başarılı hissetmesi aynı şey değildir. Dışarıdan görülen sonuçlar her zaman içsel değerlendirmeyi değiştirmeyebilir.
Yüksek beklentiler
Kişi kendisi için ulaşılması güç standartlar belirleyebilir. Bir işi iyi yapmak yeterli görülmez; kusursuz yapmak gerekir.
Hedefe ulaşıldığında standart yeniden yükseltilir. Böylece kişi ne kadar başarılı olursa olsun kendisini yeterli hissetmez.
Başarıların normalleştirilmesi
Kişi zor bir hedefe ulaştıktan sonra “Bunu herkes yapabilirdi” diye düşünebilir. Kendi emeğini ve becerisini, görev tamamlandığı için kolaymış gibi değerlendirebilir.
Hatalara aşırı odaklanmak
Olumlu geri bildirimler hızla unutulurken tek bir eleştiri uzun süre düşünülebilir. Kişi başarılarını geçici, hatalarını ise gerçek kimliğinin göstergesi olarak görür.
Başkalarının yalnızca dışarıdan görünen yönlerini bilmek
Kişi kendi kaygılarını, tereddütlerini ve eksiklerini ayrıntılı olarak bilir. Başkalarının ise çoğunlukla başarılı ve kendinden emin görünen taraflarını görür.
Kendi iç dünyasını başkalarının dış görüntüsüyle karşılaştırmak adil olmayan bir değerlendirme oluşturabilir.
Yeni bir ortamda bulunmak
Yeni bir işe, okula veya göreve başlayan kişi henüz ortamın kurallarını bilmeyebilir. Öğrenme sürecini yetersizlik olarak yorumlayabilir.
Oysa yeni bir rolde bütün bilgilere ilk günden sahip olmamak doğaldır.
Sahtekârlık Sendromunun Nedenleri Nelerdir?
Sahtekârlık fenomeninin tek bir nedeni yoktur. Aile deneyimleri, kişilik özellikleri, okul ve iş ortamı ile toplumsal koşullar birlikte etkili olabilir.
Aile içindeki başarı beklentileri
Çocuk yalnızca yüksek not aldığında veya önemli bir başarı gösterdiğinde takdir edilmiş olabilir. Böyle bir ortamda değer duygusu başarıya bağlanabilir.
Kişi yetişkin olduğunda da kabul edilmek için sürekli başarılı olması gerektiğine inanabilir.
Başarının küçümsenmesi
Çocuğun başarıları “Zaten yapman gereken buydu” şeklinde karşılanmış olabilir. Böylece kişi olumlu sonuçları önemsememeyi öğrenebilir.
Sürekli karşılaştırılmak
Kardeşler, akrabalar veya sınıf arkadaşlarıyla karşılaştırılan kişi kendi gelişimi yerine başkalarının performansına odaklanabilir.
Her zaman daha başarılı biri bulunabileceği için kişi kendisini kalıcı biçimde yeterli hissedemeyebilir.
Mükemmeliyetçilik
Mükemmeliyetçi kişi bir konuda yeterli olmak için hata yapmaması gerektiğine inanabilir. Bilmediği bir şeyle karşılaştığında bunu öğrenme fırsatı değil, yetersizliğinin kanıtı olarak görebilir.
Eleştirel iç konuşma
Kişi kendisine karşı sert ve yargılayıcı bir dil kullanabilir. Başarıları küçümseyen, hataları genelleyen bu içsel ses sahtekârlık duygularını güçlendirebilir.
Ayrımcılık ve aidiyet sorunları
Sahtekârlık duygularını yalnızca kişinin düşünce hatalarıyla açıklamak her zaman doğru değildir. Bazı iş, okul veya sosyal ortamlarda kişi cinsiyeti, kökeni, yaşı, ekonomik geçmişi veya başka bir özelliği nedeniyle dışlanabilir.
Çevreden gelen “Buraya ait değilsin” mesajları kişinin kendisini yetersiz hissetmesine katkıda bulunabilir. Bu durumda sorun yalnızca bireyin öz güveni değil, bulunduğu ortamın yapısıdır.
Yeni sorumluluklar
Terfi, üniversiteye başlama, yöneticilik, ebeveynlik veya farklı bir kariyere geçiş gibi dönemlerde kişi deneyimsizlik yaşayabilir.
Yeni bir rolün gerektirdiği öğrenme süreci, kişinin sahtekâr olduğu anlamına gelmez.
Sahtekârlık Sendromu ve Mükemmeliyetçilik
Sahtekârlık duyguları ile mükemmeliyetçilik birbirini besleyebilir.
Kişi yetersizliğinin ortaya çıkacağından korktuğu için kusursuz çalışmaya çabalar. Hazırlık için gereğinden fazla zaman ayırır, küçük ayrıntılar üzerinde uzun süre durur ve yaptığı işi teslim etmekte zorlanabilir.
İş başarılı olduğunda “Bu kadar çok çalışmasaydım başaramazdım” diye düşünür. Böylece başarının kendi becerisini gösterdiğini kabul etmez.
Bir sonraki görevde aynı yoğun çabayı göstermesi gerektiğine inanır. Bu döngü zamanla yorgunluk ve tükenmişlik oluşturabilir.
Mükemmeliyetçi düşünce:
“Bu işi hiç hata yapmadan tamamlamazsam yetersiz olduğum anlaşılır.”
Daha dengeli düşünce:
“Bu işi özenle yapabilirim. Ancak her ayrıntıyı kontrol etmem ve hiçbir zaman hata yapmamam mümkün değil.”
Sahtekârlık Sendromu ve Erteleme
Bazı kişiler sahtekârlık duygularıyla aşırı çalışarak, bazıları ise erteleyerek başa çıkabilir.
Erteleme sırasında kişi göreve başlamadığında yeterliliğiyle ilgili gerçek bir değerlendirmeden kaçınmış olur. İş son anda tamamlanır ve sonuç kötü olursa “Zamanım olmadığı için böyle oldu” denebilir.
Sonuç iyi olduğunda ise “Son anda şanslıydım” diye düşünülebilir.
Her iki değerlendirme de kişinin becerisini ve geliştirmesi gereken alanları gerçekçi biçimde görmesini engeller.
İş Hayatında Sahtekârlık Sendromu
Sahtekârlık fenomeni iş yaşamında şu biçimlerde görülebilir:
- Terfi istemekten kaçınmak
- Maaş görüşmesi yapamamak
- Toplantılarda fikrini söylememek
- Bildiği bir konuda konuşmaktan çekinmek
- Başarılarını öz geçmişine yazmakta zorlanmak
- Her işi tek başına yapmaya çalışmak
- Yardım istememek
- Sürekli fazla mesai yapmak
- İşleri devredememek
- Küçük bir eleştiri sonrasında istifa etmeyi düşünmek
- Yeni fırsatlara başvurmamak
- Pozisyon için bütün şartları karşılaması gerektiğine inanmak
- Yöneticilerin kendisini yanlış değerlendirdiğini düşünmek
- Başarısının tesadüf olduğuna inanmak
Bu tutumlar kişinin mesleki gelişimini sınırlayabilir. Yeterli olduğu hâlde yeni sorumluluklardan uzak durabilir veya kendisini kanıtlamak için kapasitesinin üzerinde çalışabilir.
Öğrencilerde Sahtekârlık Sendromu
Üniversiteye başlayan, seçkin bir programa kabul edilen veya akademik çalışma yapan öğrenciler kendilerini çevrelerindeki kişilere göre yetersiz hissedebilir.
Şu düşünceler görülebilir:
- “Buraya yanlışlıkla kabul edildim.”
- “Diğer öğrenciler benden daha zeki.”
- “Soru sorarsam hiçbir şey bilmediğim anlaşılır.”
- “Bu notu hocanın kolay sorması sayesinde aldım.”
- “Bir sonraki sınavda gerçek seviyem ortaya çıkacak.”
- “Akademik çalışma yapabilecek kadar bilgili değilim.”
Bu düşünceler öğrencinin derslere katılımını, soru sormasını ve yeni fırsatları değerlendirmesini zorlaştırabilir.
Yöneticilerde Sahtekârlık Sendromu
Yönetici olmak, kişinin her sorunun yanıtını bilmesini gerektirmez. Buna rağmen bazı yöneticiler belirsizlik göstermenin zayıflık olduğunu düşünebilir.
Bu nedenle:
- Her kararı tek başına almaya çalışabilir.
- İşleri devretmekte zorlanabilir.
- Çalışanlardan geri bildirim istemeyebilir.
- Bilmediğini söylemekten kaçınabilir.
- Kontrolü kaybetmemek için ayrıntılara müdahale edebilir.
- Eleştiriyi tehdit olarak görebilir.
- Aşırı çalışabilir.
Sağlıklı liderlik bütün yanıtları bilmek değil, doğru soruları sorabilmek, farklı uzmanlıklardan yararlanmak ve hatalardan öğrenebilmektir.
Sahtekârlık Sendromu Kişiyi Nasıl Etkileyebilir?
Sahtekârlık duyguları kısa süreli olduğunda kişiyi hazırlanmak için motive edebilir. Ancak yoğun ve sürekli hâle geldiğinde şu sonuçlarla ilişkilendirilebilir:
- Kronik kaygı
- Yoğun stres
- Tükenmişlik
- Düşük öz güven
- Başarısızlık korkusu
- Erteleme
- Mükemmeliyetçilik
- İş ve okul fırsatlarından kaçınma
- Başarıdan keyif alamama
- Dinlenirken suçluluk
- Sosyal karşılaştırma
- Karar verme güçlüğü
- Düşük iş doyumu
- Yetersizlik ve utanç duyguları
- Depresif belirtiler
Amerikan Psikoloji Birliği, sahtekârlık duygularının kaygı, depresif belirtiler, kariyerde daha az risk alma ve tükenmişlikle ilişkili olabileceğini belirtmektedir.
Bu ilişki, sahtekârlık duygusu yaşayan herkeste bir psikolojik bozukluk bulunduğu anlamına gelmez.
Sahtekârlık Sendromuyla Nasıl Başa Çıkılır?
Düşünceyi isimlendirin
“Ben bir sahtekârım” yerine “Şu anda sahtekârlık duygusu yaşıyorum” demek, düşünce ile gerçeklik arasında mesafe oluşturabilir.
Bir düşüncenin güçlü biçimde hissedilmesi onun kesin doğru olduğu anlamına gelmez.
Başarı kayıtları oluşturun
Tamamladığınız çalışmaların, aldığınız olumlu geri bildirimlerin ve çözdüğünüz sorunların kısa bir kaydını tutabilirsiniz.
Bu kayıt yalnızca ödülleri değil şunları da içerebilir:
- Öğrendiğiniz yeni beceriler
- Üstesinden geldiğiniz zorluklar
- Başkalarına sağladığınız katkılar
- Aldığınız teşekkürler
- Zor bir durumda gösterdiğiniz çaba
- Başlangıca göre kaydettiğiniz ilerleme
Amaç kendinizi sürekli övmek değil, zihnin görmezden geldiği verileri değerlendirmeye katmaktır.
Başarıdaki payınızı kabul edin
Başarının yalnızca şans veya dış destek sayesinde gerçekleştiğini düşünüyorsanız şu soruları sorabilirsiniz:
- Bu fırsata hazırlanmak için ne yaptım?
- Hangi becerilerimi kullandım?
- Karşılaştığım sorunu nasıl çözdüm?
- Başkasına aynı başarı için ne söylerdim?
- Yalnızca şans yeterli olsaydı herkes aynı sonucu alır mıydı?
Destek ve şans başarıda rol oynayabilir. Bunların varlığı kişinin emeğini geçersiz kılmaz.
Övgüyü reddetmeden kabul edin
Birisi sizi övdüğünde hemen “O kadar da önemli değildi” demek yerine yalnızca “Teşekkür ederim” demeyi deneyebilirsiniz.
Övgüyle bütünüyle aynı fikirde olmanız gerekmez. Karşı tarafın değerlendirmesini küçültmeden kabul etmek başlangıç olabilir.
Bilmediğiniz şeylere izin verin
Yeterli olmak her şeyi bilmek değildir. Bir konuda bilgi sahibi olmak, yeni şeyler öğrenmeye ihtiyaç duymayacağınız anlamına gelmez.
Şu ifadeler kullanılabilir:
- “Bu konuda henüz yeterli bilgim yok, araştırıp döneceğim.”
- “Bu sorunun cevabından emin değilim.”
- “Bu alanda daha deneyimli birinden destek alabilirim.”
- “Yeni olduğum için öğrenme sürecindeyim.”
Bilmediğini kabul etmek yetersizliğin değil, gerçekçi değerlendirmenin göstergesi olabilir.
Karşılaştırmayı dengeleyin
Kendinizi başkalarıyla karşılaştırdığınızda onların hangi aşamada olduğunu ve hangi imkânlara sahip olduğunu bilmeyebilirsiniz.
Daha yararlı karşılaştırma şu olabilir:
- Bir yıl önce ne biliyordum?
- Şimdi hangi becerilere sahibim?
- Hangi alanlarda ilerledim?
- Bir sonraki küçük gelişim hedefim nedir?
Mükemmel yerine yeterince iyi hedefi koyun
Her görev aynı düzeyde mükemmellik gerektirmez. İşin önemine göre gereken kalite ve süre belirlenebilir.
Kendinize şunları sorun:
- Bu işin amacı nedir?
- Gerçekten gerekli olan kalite düzeyi hangisi?
- Ayrıntılar üzerinde daha fazla çalışmak sonucu anlamlı biçimde değiştirecek mi?
- Bu işi ne zaman tamamlanmış kabul edeceğim?
Güvendiğiniz kişilerle konuşun
Sahtekârlık duygusu gizlendiğinde kişi bunu yalnızca kendisinin yaşadığını düşünebilir. Güvendiğiniz meslektaş, arkadaş, öğretmen veya yöneticilerle konuşmak bu deneyimin yaygınlığını görmenize yardımcı olabilir.
Ancak amaç yalnızca tekrar tekrar güvence istemek değil, daha gerçekçi bir değerlendirme oluşturmaktır.
Öz şefkat geliştirin
Bir hata yaptığınızda kendinizi bütünüyle yetersiz ilan etmek yerine şu yaklaşımı kullanabilirsiniz:
“Bu konuda hata yaptım. Hatanın sonuçlarını değerlendirebilir ve gerekli düzeltmeyi yapabilirim. Tek bir hata bütün yeterliliğimi belirlemiyor.”
Öz şefkat sorumluluğu ortadan kaldırmaz; kişinin sorumluluk alırken kendisine zarar vermemesine yardımcı olur.
Sahtekârlık Duygusu Tamamen Ortadan Kalkar mı?
Amaç kişinin bir daha hiçbir zaman kendisinden şüphe etmemesi değildir. Yeni ve önemli görevlerde belirli düzeyde belirsizlik yaşamak doğaldır.
Daha gerçekçi hedef:
- Düşünceyi fark etmek,
- Onu kesin gerçek olarak kabul etmemek,
- Geçmişteki başarıları değerlendirmek,
- Bilmediği şeyleri öğrenmeye açık olmak,
- Kaygıya rağmen harekete geçebilmek
olabilir.
Kişi sahtekârlık duygusunu yaşarken de başvuru yapabilir, toplantıda konuşabilir, yardım isteyebilir ve yeni bir sorumluluğu kabul edebilir.
Sahtekârlık Sendromu İçin Ne Zaman Psikolojik Destek Alınabilir?
Aşağıdaki durumlarda psikolojik destek değerlendirilebilir:
- Yetersizlik düşünceleri uzun süredir devam ediyorsa
- Başarılarınızı hiçbir zaman yeterli görmüyorsanız
- Yeni fırsatlardan yoğun korku nedeniyle kaçınıyorsanız
- Aşırı çalışma nedeniyle tükenmişlik yaşıyorsanız
- Hata yapma korkusu işlerinizi engelliyorsa
- Erteleme günlük yaşamınızı etkiliyorsa
- Eleştirilme düşüncesi yoğun kaygı yaratıyorsa
- Dinlenmekte zorlanıyorsanız
- Değerinizi yalnızca başarı üzerinden ölçüyorsanız
- Kaygı veya depresif belirtiler yaşıyorsanız
- İş veya okul yaşamınız belirgin biçimde etkileniyorsa
Psikolojik destek yalnızca kriz yaşandığında alınmaz. Kişinin kendisini sınırlayan düşünce ve davranış örüntülerini anlaması için de değerlendirilebilir.
Psikolojik Danışmanlıkta Sahtekârlık Duyguları Nasıl Ele Alınabilir?
Psikolojik görüşmelerde kişinin başarıya, hataya ve yeterliliğe yüklediği anlamlar değerlendirilebilir.
Süreçte şu alanlar üzerinde çalışılabilir:
- Yetersizlik düşüncelerinin fark edilmesi
- Başarıların neden içselleştirilemediğinin anlaşılması
- Mükemmeliyetçi standartların değerlendirilmesi
- Hata yapma korkusunun ele alınması
- Erteleme ve aşırı çalışma döngülerinin incelenmesi
- Eleştirel iç konuşmanın fark edilmesi
- Daha dengeli öz değerlendirme geliştirilmesi
- Öz şefkat becerilerinin güçlendirilmesi
- Sosyal karşılaştırmanın azaltılması
- Kişinin değerlerini ve hedeflerini belirlemesi
- Başarıdan bağımsız bir öz değer geliştirilmesi
- İş ve özel yaşam arasında sınır oluşturulması
Her kişinin sahtekârlık duygularını oluşturan koşullar farklıdır. Bu nedenle psikolojik görüşmeler kişinin yaşam öyküsü ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanmalıdır.
Ankara’da Sahtekârlık Sendromu İçin Psikolog Desteği
Başarılı olduğunuz hâlde kendinizi yetersiz hissediyor, bulunduğunuz konumu hak etmediğinizi düşünüyor veya bir gün gerçek seviyenizin ortaya çıkacağından korkuyor olabilirsiniz.
Ankara Çankaya’da hizmet veren Cinnah Psikoloji, yetişkinlere yönelik yüz yüze ve çevrim içi psikolojik görüşme seçenekleri sunmaktadır.
Psikolog Ezgi Bektaş Ünlü, yetişkinlerde yetersizlik duyguları, mükemmeliyetçilik, yoğun öz eleştiri, kaygı, iş yaşamı sorunları ve öz güven güçlüklerinin değerlendirilmesine yönelik psikolojik görüşmeler gerçekleştirmektedir.
Görüşmelerde amaç kişiyi yalnızca olumlu düşünmeye ikna etmek değildir. Kişinin başarısını içselleştirmesini engelleyen inançları, kendisine yönelik beklentileri ve davranış döngülerini anlamasına yardımcı olmak hedeflenir.
Randevu ve görüşme seçenekleri için:
Psikolog Ezgi Bektaş Ünlü
Cinnah Psikoloji
Telefon: 0541 519 22 15
Klinik telefonu: 0312 427 55 56
E-posta: ezgi@cinnahpsikolog.com
Genel e-posta: info@cinnahpsikolog.com
Adres: Çankaya Mahallesi, Ebu Ziya Tevfik Sokak No: 19/1, Çankaya/Ankara
İnternet sitesi: www.cinnahpsikolog.com
Sahtekârlık Sendromu Hakkında Sık Sorulan Sorular
Sahtekârlık sendromu ne demektir?
Kişinin başarılarını içselleştirememesi, bulunduğu konumu hak etmediğini düşünmesi ve yetersizliğinin bir gün anlaşılacağından korkmasıdır.
Sahtekârlık sendromu psikolojik bir hastalık mıdır?
Hayır. Resmî bir psikiyatrik tanı değildir. Araştırmalarda sahtekârlık fenomeni ifadesi de kullanılmaktadır.
Sahtekârlık sendromu kimlerde görülür?
Öğrencilerde, çalışanlarda, yöneticilerde, akademisyenlerde, ebeveynlerde ve farklı meslek gruplarında görülebilir. Yalnızca kadınlara veya belirli bir başarı düzeyine özgü değildir.
Sahtekârlık sendromunun belirtileri nelerdir?
Başarıları şansa bağlama, övgüleri kabul edememe, yetersizliğinin ortaya çıkacağından korkma, mükemmeliyetçilik, aşırı çalışma ve yeni fırsatlardan kaçınma görülebilir.
Neden başarılı olduğum hâlde kendimi yetersiz hissediyorum?
Mükemmeliyetçilik, eleştirel aile ortamı, sosyal karşılaştırma, yüksek beklentiler, yeni bir role başlama veya dışlayıcı ortamlar bu duyguda etkili olabilir.
Sahtekârlık sendromu ile özgüven eksikliği aynı şey midir?
Tam olarak aynı değildir. Kişi bazı alanlarda öz güvenli olabilirken başarılarını yine de tesadüf olarak görebilir ve yetersizliğinin anlaşılacağından korkabilir.
Sahtekârlık sendromu nasıl geçer?
Başarıları kaydetmek, olumlu geri bildirimleri kabul etmek, düşünceleri gerçeklerden ayırmak, gerçekçi standartlar belirlemek ve gerektiğinde psikolojik destek almak yardımcı olabilir.
Sahtekârlık sendromu mükemmeliyetçilikle ilişkili midir?
Evet, birlikte görülebilir. Kişi yetersizliğinin ortaya çıkmasını önlemek için kusursuz çalışması gerektiğine inanabilir.
Sahtekârlık sendromu tükenmişliğe yol açar mı?
Kendisini sürekli kanıtlamaya çalışan kişi aşırı çalışabilir ve dinlenmekte zorlanabilir. Bu örüntü zamanla tükenmişlikle ilişkili olabilir.
Sahtekârlık sendromu için psikolog desteği alınabilir mi?
Evet. Psikolojik görüşmeler yetersizlik düşüncelerinin, mükemmeliyetçi beklentilerin ve başarıyı içselleştirmeyi engelleyen örüntülerin anlaşılmasına yardımcı olabilir.
Sonuç
Sahtekârlık sendromu, kişinin yeterliliğini gösteren kanıtlara rağmen başarısını sahiplenememesi ve bir gün yetersizliğinin ortaya çıkacağından korkmasıdır.
Bu deneyimi yaşayan kişi başarılarını şansa veya başkalarının desteğine, hatalarını ise değişmez yetersizliğine bağlayabilir. Böylece ne kadar başarılı olursa olsun kendisini kanıtlamak zorunda hisseder.
Sahtekârlık duygularıyla başa çıkmanın ilk adımı, bu düşünceleri kesin gerçeklerden ayırmaktır. Başarıdaki kişisel katkıyı görmek, bilinmeyen şeylere izin vermek, gerçekçi standartlar geliştirmek ve hataları bütün değerin göstergesi olarak değerlendirmemek önemlidir.
Sahtekârlık duyguları iş, okul veya özel yaşamınızı etkiliyorsa profesyonel destek almak bu düşüncelerin kaynaklarını anlamanıza ve daha dengeli bir öz değerlendirme geliştirmenize yardımcı olabilir.
Ankara Çankaya’da psikolojik danışmanlık ve randevu seçenekleri hakkında bilgi almak için Cinnah Psikoloji ve Psikolog Ezgi Bektaş Ünlü ile 0541 519 22 15 numaralı telefondan iletişime geçebilir veya www.cinnahpsikolog.com adresini ziyaret edebilirsiniz.